Durmaz’ ın evime ilk ziyareti, sabaha kadar sohbet edişimiz, birbirini hemen hemen hiç tanımayan iki insanın kopmaz bağlarla birbirine bağlanması, melankoli, göz yaşı, sigara, alkol, güzel kokular, güzel paylaşımlar, biraz kan, bol bol dostluk ve birlikte geçirilen tek bi gece… Durmaz’ın durduğu yerde genellikle öylece durup kalıyor benim kelimelerim, öyle ki onları bir cümle haline getirmek, benim için ağır anlamlar taşıyan o kelimeleri güçsüz bir zihinle taşımaya benziyor. Beceremediğim yerde işte böyle kusar gibi etrafa saçıyorum onları. Beceriksizliğim, kelimeleri sapır sapır döküyor oluşum, iç gülmelere neden oluyor, kendimi küçümsüyorum, ama işte karşımdaki Durmaz yaa, durup rezil olmakta istemiyorum ona.. O değil mi Okur için en güzel şeyleri bir araya getiren…Evet ben de biliyorum bu yazının Durmaz için kaleme alınmış bir yazı olmadığını. Hatırlatırım bu yazının hakimi benim, karışmayınız, sabrediniz, şiire doğru yavaş yavaş yol alıyorum şimdi…
O geceden sonra belli zaman aralıklarında Durmazla bir araya gelmek farz oldu benim için. Ve yine evime gelip loş odamı ve karanlık yüreğimi aydınlattığı bir gece – geceler önemli bizim için, günleri gündüzlerle öldürüyor ve belki bir çeşit gece nöbeti tutuyorduk kendimizce- şiirlere tutunduk. Starsailor’ın Love is Here albümüyle kendimizden geçip, aşktan söz açtık. Kapanmamış yaralarımız vardı; aşk ve ayrılık, tadanların damağında yavaş yavaş şiddetini artıran ve doruk noktasında çıldırtan bir acı halini alan o ikiz kardeşler, karnı tok, sırtı pek insanları bile acıtabiliyordu. Bizim acımız ne kadar doruk noktasıydı bilemiyorum ama işte artacağı belli olan bir acı vardı ortada.
Şiirlerle dindirmeye çalışırken ortak acılarımızı Yalnız Bir Opera çıktı karşımıza. Durmaz durmadı okudu. O okurken, ben dinlerken ağladım bu ‘ayrılık mektubu’ tadındaki güzel şiiri… Sözüm ona acımız azalacaktı, azalamadı, arttı ve taştı, yaş olup aktı. Şimdi geçen onca zamana karşı, hala aynı etkiyi yaratabildiğini görüp mazoşistçe okumaktan zevk aldığım bir şiir halini aldı Yalnız Bir Opera, yalnız başıma göçüp gitmek istediğimde geçmişe, dönüp dönüp okuduğum…
Her okuyuşta ey şiir diye seslenip, hayatımı hayata dönüştüren bu şiire selam çakıyorum. Bir daha kim için bütün aşklarımı temize çekerim? Zamanla dost olmayı başarabilir miyim? Gitse bile geri döneceği gün için açık kapı bırakabileceğim bir sevgilim olur mu? Bu sevgiliyle ilişkimiz bittiğinde bizden geriye bir şeyler kalır mı? Ertelemeden, soğuk havalardan uzak, birbirinin yerini alacak şeyler yerine, her şeyin kendi yerinde durduğu, intihar teşebbüslerinden uzak bir aşk mümkün mü? Bilmiyorum. Çok önemli de değil belki. Aşk, tercihini tasarılardan yana kullanmıyor, çoğu zaman başına buyruk ve bazen öyle daha güzel. Hadi leen ben kimim ki aşk üstüne bu kadar atıp tuttum. Ben kaçtım aşık olup geliyorum..Saygılarımla efendim, esen kalın!
Okur
