Sanıyorsam Murathan Mungan’dan ilk defa bir şiir okudum. Daha önce okuduysam hatırlamıyorum; ama eminim ki hafızam da yer edinirdi, çünkü “Yalnız Bir Opera” hafızama kazındı.
Bitmiş bir aşkın çırpınışları. Bitmiş bir aşkın, terkedilmiş bir sevgilinin önce gerçeği reddetmesi, daha sonra geçen zamanla birlikte kabullenip hayatına devam etmesi.
Bir olgunlaşma süreci.
Edebiyat dünyasında “ilkbahar” ve “yaz” mutluluğun, yeni aşkların sembolüyken, bu şiirde bu mutlu, sıcak,optimist aylar sonun başlangıcı olarak karşımıza çıkıyor. Sevgili terkedip gidiyor şairi, şair elinde bir parça kağıt, bir kalem ve aklındaki düşüncelerle ortada kalıyor.
Şair sevdasını sorguluyor önce… tertemiz duygularla, düşüncelerle başlamış bir aşk bir anda bitmiş, geçmiş olmuştu. “Ben sende bütün aşklarımı temize çektim” dediği halde bu sevgi bir çırpıda sona ermiş. Daha sonra kendini sorgulamaya başlıyor ve bu esnada şiir hayata geçiyor.
Şiirin de bir başlangıcı, bir gelişme bölümü ve bir sonucu var. Bu esnada hem şiir, hem de şair büyüyor, olgunlaşıyor, belli bir anlama/algılama düzeyine ulaşıyor. Şiirin gelişme bölümünde şair aradan geçen zamandan (yaz aylarından), geçmişlerinden, kendi geçmişinden, olandan bitenden bahsediyor; olan bitene anlam vermeye çalışıyor. Ve sonunda sonbaharın başlangıcı olan Eylül’e geldiğinde her şeyi kavrıyor, olan olmuş, giden sevgili geri dönmeyecektir. Bu sırada hayatın kendisini de anlıyor:zaman sürekli geçmektedir… ve bu geçen zaman içerisinde geçmiş bir gün yine kendini belli edecektir, eski acılar tekrar yaşanacaktır ve aslında olması gereken de budur, yoksa hayatın fazla bir anlamı yoktur)
Sona gelindiğinde ise artık bambaşka bir şair vardır karşımızda. Kendisinin de belirttiği gibi artık başladığı yerden çok uzaktadır. Acılarını benimsemiştir ve bu acılar kendisini değiştirmiştir. Biraz daha karamsardır; ama yanında sanat vardır.
Tarih boyunca insanlar duygularını, düşüncelerini, acılarını, mutluluklarını sanatla özleştirmiş, sanatla yüceltmiştir. Şair de… şair de şiirini, sözcüklerini kullanarak bu acılardan bahsediyor ve aslında şiir kendisine bir terapi, bir iyileştirme süreci gibi geliyor. Ve sonunda da sanata sesleniyor “Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren”
Şiir sadece şair için değil, aslında tüm herkes için geçerli. Bir ayrılık mektubu gibi, giden sevgilinin ardından yazılmış. Kişinin kendini anlayıp olgunlaşacağı bir süreç, uzun bir deneme yazısı gibi.
Murathan Mungan’ın bu şiirini ilk defa okudum ve çok şey öğrenip kendimi de anlatılan birçok şeyde gördüm, kendimi şiirle bağdaştırdım. Mungan tüm içtenliğiyle 1950lerde Amerika’da ortaya çıkan “Confessionalist” yani “İtiraf Edici” akımı ezgileri görülen bir şiir yaratmış ve bu şiir Mungan’ı yeni favorilerim arasına koydu.
Canlı